|
Kurucusu Profesör Morihei Ueshiba tarafından “sevgi y olu” olarak
tarif edilen Aikido, son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de
popüler olmaya başlamıştır. İlk bakışta diğer savunma sporlarına, özellikle Judo’ya benzemesine rağmen felsefe olarak son derece farklı bir çizgide yer
almaktadır.
Reiki, meditasyon, yoga, shiatsu, tai chi, chi gong, feng sui gibi Uzak
Doğu felsefeleri, içe dönüş gayretindeki günümüz insanına farklı
alternatifler sunmaktadır. Tüm teknolojik gelişmelere ve ilerlemelere karşı
batı insanı giderek mutsuzlaşmakta, stres ve sıkıntılardan kendini
kurtaramamaktadır. Özünden kopma pahasına yaşanan bu ilerlemeler sonrasında
insanlar huzuru yakalamak için farklı arayışlara girmişlerdir. Son yıllarda
batıda başlayarak insanımıza da sirayet eden, huzuru Uzak Doğuda arama
gayretleri arasında aikido da belli bir yer tutmuştur.
Bilinçli ya da bilinçsiz gayretler sonrasında yukarıda isimleri
zikredilen öğreti ve çalışmalar popüler olurken, genelde bu yaklaşımlara
karşı iki farklı görüş ortaya çıkmıştır. Birincisi bu sistemleri dinsel
birer fenomen olarak kabul ederek, sanki İslam’ın alternatifi olabilme
ihtimaline karşı toptan reddetmek, diğeri ise kendi özümüzde de olan bazı
değerleri bilmeyerek gözardı ederek yada redderek tüm bu sistemleri mutlak
doğru kabul etmek. Bize göre ise bizzat çalıştığımız aikido da dahil
yukarıda incelediğmiz diğer sistemler bu iki görüş arasında bir yere
oturtulmalıdır. Yani bu sistemler içinde çok faydalı çalışmalar vardır ve
görüşümüze göre Uzak Doğu dinlerinin ritüellerinde de olmasına karşı bunları
bizdeki namaz, zikir vs. gibi kavramlara alternatif görmek doğru değildir.
Faydalı ile faydasızı ayırarak, gereksizi bir yana koyarak, yararlı olanı
almak amacımız olmalıdır.
Temelde incelediğimiz Uzak Doğu sistemlerinin özünde Taoizm ve
Konfiçyusizm’in izlerini görürüz. Uzak Doğu sporlarının hemen hepsinin
temelinde de bunların etkisi vardır. Bu yüzden bu sporlara yalnızca
jimnastik boyutuyla bakmak yanlıştır. Son dönemlerde batıda yapılan
incelemlerle de psikoloji ve özellikle NLP(Neuro Linguistic Programming)
kavramları ile genelde Uzak Doğu felsefeleri, özelde aikido arasında son
derece önemli benzerlikler tespit edilmiştir.
Aikido, ai(uyum), ki(enerji, ruh) ve do(yol) kelimelerinde oluşur ve mana
olarak hayattaki her şeyle uyum sağlama yolunu ifade eder. Aikido'da uyum
kavramı çok önemli bir yer tutar. Bedenle, ruhla, rakiple, çevreyle,
doğayla, tüm evrenle ve nihayi olarak Yaradan ile uyum aikido’nun amacıdır.
Ueshiba’nın tasviriyle aikido “Doğa ile dengeyi sağlayarak, tekrar
Yaratıcı ile uyumu yakalama çabasıdır.” Aikido’da müsabaka yoktur.
Yenmek veya yenilmek önemli değildir. Diğer sporlarda örneğin düşmek bir
negatiflik, zayıflık ifade ederken aikido’da düşmek, düşürülmek yenilmek
anlamına gelmez. Mücadele insanın kendi benliği, egosu ile olmalıdır.
Ueshiba bu konuda şöyle der “ Bir düşman benimle savaşmak isterse, evrenin
kendisiyle savaşmak istemektedir ve evrenin uyumunu bozacaktır.İşte daha
bunu düşündüğü anda yenik düşmüştür. Burada bir zaman ölçüsü, hızlı ya da
yavaş davranmak söz konusu değildir.”
Aikido’nun temel prensiplerinden biri de “dirençsizlik”tir. Yani kuvvete
karşı kuvvetle cevap vermemek. Ama bu kesinlikle pasiflik demek değildir.
Aikido’da gelen kuvvetin karşısında durulmaz, yalnızca yönlendirilir, bu
şekilde karşı tarafın kuvveti kendi aleyhine kullanılır. Yani rakip (her ne
kadar özünde rakip kavramı olmasa da saldıran kişi/kişiler veya karşı taraf
manasında kullanılmaktadır) kendi kuvveti ile fırlatılır. Bu noktada karşı
kuvvetle uyuma girip , onu kendi kuvvetimizle bastırmayıp onunla gitmek, onu
yönlendirmek amaçtır. İşte aikido’yu diğer Uzak Doğu sporlarından ayıran
temel noktalardan biri budur. Rakibin gücü kendisine karşı kullanıldığı için
minimum kuvvete ihtiyaç vardır, bu sebeple genç yaşlı, küçük büyük herkesin
yapabileceği bir spor olarak karşımıza çıkmaktadır. “Su gibi olmak” en sık
ifade edilen haldir. Su kesinlikle katı değildir ama doğru kullanıldığında
taşları delecek kuvvete sahiptir.
Tony Buzan ve Raymond Keene , tarihin seyrini değiştiren en büyük
dahileri sıraladıkları Dahinin El Kitabı (The Book of Genius) adlı
kitaplarında 1883 - 1969 yılları arasında Japonya’da yaşamış Morihei
Ueshiba’ya da yer verirler. Aynı zamanda son derece dindar bir insan olan
aikido'nun kurucusu Ueshiba’nın hayatı incelendiğinde, son nefesine kadar
sürekli çalışma, gayret ve ibadetle geçirilmiş bir hayat görürüz.
Ueshiba’nın dinsel kimliği, aikido'nun altındaki felsefenin şekillenmesinde
önemli bir yer tutmuştur. Klasik Budizm’de ve Şintoizm’de Allah kavramı
olmamasına karşın Ueshiba ve takipçilerinde “Yüce Yaratıcı”dan söz edilmekte
ve “Öz” olarak ifade edilmektedir. Ueshiba’nın ibadet ve meditasyon için,
her gece bizim teheccüt vakitlerinde kalktığı , az yediği, az uyuduğu, çok
çalıştığı ve hayatının sonuna kadar, aikidoyu vesile ederek tüm insanlara
sevgi ve barışı anlatmaya çalıştığı görülür. Ueshiba, insanın evrenin bir
aynası olduğunu düşünür ve bu noktada da bizdeki “Alemde ne varsa Adem’de
var” düşüncesine yaklaşır.
Ueshiba’nın çoğu zaman vurgulamak istediği, doğa kanunları ile uyum
içinde olmanın gerekliliğidir. Bizim açımızdan her biri Allah’ın birer ayeti
olan doğa olayları ve kanunları ile insanın irtibatını aikido açısından
değerlendirirken, doğa ile uyum ne demektir? Doğru nefes alıp-vermeden, dik
durmaya, ağırlık merkezini ayarlamaya kadar birçok basit fakat son derece
önemli yaklaşımlar hem savaş sanatları hem de sağlık açısından çok
önemlidir. Doğru nefes alıp vermeyi öğrenerek bir çok hastalığın tedavi
edildiği artık bir realitedir. Nefes ile alınan oksijen, glikoz ile
reaksiyona girerek, gerekli olan enerjiyi ortaya çıkarır. Sağlık açısından
da çok önemli olan diyaframdan derin nefes alma yöntemi ile beyne giden
oksijen miktarı artar. Doğumdan sonra eğitim sistemi gibi, nefes alıp verme
alışkanlıkları da bozularak, günlük hayatın içinde stresin de etkisi ile
yanlış nefes alıp vermeye başlanır. Uzun ,derin ve kesintisiz nefesler
yerini kısa, hızlı ve düzensiz nefes alıp vermeler alır. Japonca Ki
kavramı(Çince Chi, Hintçe Prana) ruh, dikkat, pozitif düşünce, inanç,
evrensel enerji ve nefes anlamına gelmektedir. Ki nefes ile alınan enerjidir
ve hava, su kadar elzemdir. Bilimsel olarak her şey titreşim halindedir ve
evrendeki her madde farklı frekanslarda titreşen atomların yoğunlaşmış
halinden ibarettir. En büyük gezegenlerden, insana kadar ve her şey arasında
bir enerji alışverişi mevcuttur. İşte geleneksel olarak Uzak Doğulular tüm
enerjileri Ki olarak adlandırmakta, her şeyin bir enerjisi olduğunu ve
bunların sürekli bir iletişim ve devinim halinde olduğunu kabul
etmektedirler. Tabii ki, her şeyin olduğu gibi insanın da bir Ki’si vardır
ve insan nefes alıp vererek Evrensel Ki ile iletişim içine girmektedir.
İnsan Ki’sini ne kadar geliştirebilirse o kadar sağlıklı ve güçlü olur.
Evrensel enerji bir okyanusa benzetilir ve insan da bu okyanusun içinde bir
damla olarak farzedilir. Ueshiba’nın kimi benzeşmelerinde Panteist etkiler
görülse de, kimi zaman Tasavvufi Vadet-i Vücut anlayışımıza yaklaşan
beyanlarıyla da karşılaşılmaktadır. Sonuçta bizim için önemli olan Ki adı
verilen bir gücün mevcut olduğudur ve yaşam enerjisi olarak
Türkçe’leştirilebilmektedir. Ayrıca Türkiye’nin ilk aikidocularından 5. Dan
Sayın M. Lemi Bağdatlılar'ın tasviriyle Ki Kudreti İlahi’dir ve
tevafuken başharfleri itibariyle de Kİ kelimesine tekabül eder. Bizim
açımızdan Ki’yi güçlü bir inanç olarak algılayarak, Allah’a tam bir güven ve
tevekkülle, tüm düşünce ve fiiliyatlarda pozitif olmak, aikido'nun temel
hedeflerindendir.
Ueshiba bir insanın vücudu ile bedeni, bedeni ve ruhu arasında çok sıkı
bir bağ olduğundan bahseder. İnsanın bedeni zayıf düşebilir, hastalanabilir
ama Ki’sini bir insan hiç bir zaman zayıf düşürmemeli, hep olumlu düşünmeli,
ki’sini(dikkat, inanç, pozitif düşünce) geliştirmek hep çalışmalı der. Ki’yi
geliştirmek için çok önemli olduğundan bahsettiğimiz doğru nefes çalışması
ile ilgili olarak, son yıllarda sadece nefes alma teknikleri konusunda bir
çok kitap yayınlanmıştır. Aynı zamanda insan dik ve dengeli durmayı
öğrendiği zaman, vücut yerçekimine karşı minimum eforu harcar. Sırf
yukarıdaki birkaç basit doğa kanununa uyarak zor bir durumda sakin
kalabilmek mümkündür. Bu zor durum fiziki bir saldırı durumu olduğu gibi
günlük hayatta karşılaşılan bir problem de olabilir. Ueshiba iki durumda da
aynı şekilde davranılmasını önerir. Sakinlik hem savaş sanatları açısından
hem de günlük yaşamda çok önemlidir. Ueshiba’ya göre, bir saldırı karşısında
panik yapılmadan sakin kalınabilindiğinde, % 80 oranında o saldırı
savuşturulmuş demektir. İçinde yaşadığımız stres ve sıkıntı dolu günümüz
dünyasında, sakin ve sükunet içinde kalmak gitgide daha da zorlaşmaktadır.
Bu sebepten aikidoya ilk başladığım zamanlarda kıymetli aikido hocam M. Lemi
Bağdatlılar sürekli olarak “size kendinizi savunmadan önce, sakin
kalabilmeyi öğreteceğim” derdi. İnsan ancak sakin olduğunda mantıklı düşünüp
karar verebilir. Araştırmalar günümüzdeki hastalıkların % 70 – 80 ‘inin
psikosomatik sebepli olduğunu göstermektedir. İşte sırf sakin kalabilmeyi,
olaylar karşısında paniklememeyi geliştirmesi bile aikido'nun ne kadar
yararlı olduğunu gösterir. Aikido'nun, insana sakinlik vermesinin altında
yatan bu incelik, teslim olmak anlamına gelen İslamiyet’teki, “Allah’a
tevekkül” kavramına çok benzer. Bu açıdan “Güzel olan herşey(günah olmamak
kaydı ile) İslamiyettir” prensibi karşımıza çıkmaktadır.
Tarih boyunca Uzak Doğu savaş sanatları olarak adlandırılan savunma
sistemlerinde eğitimler çok ağır ve sert yapılırdı, fakat aikido’nun
kurucusu Ueshiba aikido'yu günlük hayatın kendisi gibi algıladığından,
aikido çalışırken de hep olumlu, pozitif ve neşeli olmayı önermiştir.
Olaylar karşısındaki tutumuz, bizim algı durumumuzla doğru orantılıdır.
Olumlu yaklaşım, olumlu sonuç üretir. Ueshiba’nın takipçilerinden Koichi
Tohei, hayatı bir tarafına güneş vuran duvara benzetir ve “duvarın karanlık
ya da aydınlık tarafına bakmak insanın seçimindedir” der. Yüce Allah(c.c.)’ın
“Ben kulumun zannı üzereyim” sırrını kavramışcasına Ueshiba da her zaman tam
bir teslimiyetle aydınlık tarafa bakmayı önermiştir.
Bülent OKTAY
Karikatürle hafıza geliştirme kitabını
edinmek için
bulent@bulentoktay.com 'e
mail yollayınız.
Bülent
Oktay'ın diğer karikatürlerini görmek için;
www.bulentoktay.com 'ı tıklayınız.
|